
Onlar şehirler yokken de vardı civarda ve her yerde… Şehir hayatının içinde yaşayan, şehrin gürültüsü içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan biz insanların üzerinden uçuşup duran kuşlardan bahsediyorum…
Aslında erişilmez yüksek dağların, uçsuz bucaksız ovaların kimileri de engin denizlerin sakiniydiler…
Kaya güvercini,
Karga,
Kumru,
Saksağan,
Serçe,
Ev Kırlangıcı,
Kerkenez,
Sığırcık….
İnanmazsınız belki amma martı kuşu da…
Küçüklüğümde serçe kuşlarını izlerdik kara kış iyice çöktüğünde… beyaz kabustan ormanlık alanlarda yemsiz ve yiyeceksiz kalan serçe kuşları evlere, köhne ve kuytu bahçe köşelerine sığınır evden çıkabilecek yiyecek artıklarını bekler dururlardı…
Bizde çocukken, sıcacık evlerimizin pencerelerinden onları seyreder hatta yem atardık…
***
Günümüzde kuşlar da şehirli oldu artık…
Bu kuşlar bizimle birlikte şehir hayatını paylaşmakta…
Her gün onları görürüz….
Sabahın erken saatlerinde bizim yaşamımızın içerisine girer dururlar…
Kâh bahçede, kâh balkonda, kâh bahçedeki ağaçların dallarında…
Kâh şehrin semalarında sabahın erken saatlerinden itibaren gün doğumundan gün batımına kadar uçuşup dururlar…
Aslında son 25 yıla kadar artık ormanlık vasfından çıkıp, “millet bahçesi veya milli tabiat parkı” vasfına geçen ve şehrin ortasında kalan Gebze Gaziler Dağı ve Beylikdağı üzerinde göklerde kartal ve doğan gibi gökyüzünün iri yırtıcı kuşları olan kartal ve doğanlar da tur atıp dururlardı…
Şimdi onlar yok…
Onlar şehir kuşu olamayıp daha derin ormanları yeğlemiş olmalılar…
***
Aslında sanırsınız ki siz onlar öyle keyfine uçup dururlar…
İnsanoğlu için onlar insanların günlük yaşamlarında gerçekleştirdikleri resim çizimlerine, günlük yazılarına ve duygusal şiirlerine bile birer materyal ve obje olurlar dururlar…
Halbuki bizler gibi onlar da yerleştikleri şehir hayatının içinde ekmek kavgası içerisindedirler…
Kaya güvercini olarak bilinen yaban güvercinler artık yaban güvercini olmaktan çoktan çıkmış şehir güvercini haline gelmiştir…
Şehrin meydanında onlara her gün minik çocuklar ebeveynleri ile birlikte yem atmakta, ayrıca mahalle kenarlarında mahalle sakinleri bol miktarda bayat ekmek bırakmaktadırlar…
Uzun süredir şehir kuşlarının hal ve hareketlerini temiz hava için çıktığım dışarıda izler dururum…
Sabah ve akşam,
Öğlen ve ikindi fark etmiyor…
Kaya güvercini olarak bu kuşlar bu konuda daha şanslılar, ancak bir tespitimi söyleyeyim…
Onlara ekmek ıslatıp atmayın…
Yemiyorlar pek…
Boşu boşuna park kenarlarını, bahçe içlerini ekmek parçaları ile doldurmanıza gerek yok…
***
Kargalara gelince eskiden pek kavgacı idiler ve pek aktiftiler şehir genelinde yiyecek bulmak açısından…
Sultan Orhan mahallesinde Trabzonlu bir amca ile sohbet ederken, (meğersem cevizin altında imişiz) yukarıdan başımıza ceviz yağdı birden ve akabinde karga sesleri duymuştuk. Baktık ki ağacın tepesinde kargalar aşağıya doğru ceviz ateşliyorlar…
Şehirde ceviz hasadını insanlar değil kargaların yaptığını böylece tecrübe ile öğrenmiş olmuştuk…
Çok ta kurnazlar, tenha olmayan yere pek konmuyorlar güvercinler gibi…
Güvercinler ayak altında artık neredeyse şehirde ne insandan ürküyorlar ne bir şey o derece şehir hayatına adapte etmişler kendilerini…
Kargalarda bir şey gözlemledim, eskiden birbirleri ile daha kavgacı idiler…
Şimdi daha sakin ve daha uysallar. Yiyeceklerini tamamladıktan sonra çınar ağaçlarının güvenli kalın dalları üzerinde istirahat için tüneyip öğlen molasına geçiyorlar…
Yuvaları binaların çatılarında, baca içlerindedir şehirlerde genellikle…
***
Şehir hayatının her köşesinde her karışında var olan uzun kuyruklu siyah-beyaz saksağan kuşları ise kuş türlerinin arasında en hareketli , aktif ve koşuşturanları…
Son günlerde gözlemledim: Bu hususta karga kuşlarını da geçmiş durumdalar…
Bilmiyorum nedenlerini, ama öyle…
Yerde sıçramaları ve yiyecek aramaları, sonra aniden ağaçlara konup bi süre soluklanıp tekrar yerlerde yiyecek aramaları seyre değer…
Saksağanı bilmeyenlere söyleyeyim: taze yiyecek yanında etçil ve leşkerdirler biraz… Yollarda ezilmiş ne varsa onları orada görebilirsiniz…
Bunlar şehrin “çöpçü” kuşları sayılırlar. Zira yolda bahçede ne bulursalar ya anında kursaklarına indiriyorlar, ya da yuvalarına stokluyorlar…
Zaman zaman birbirleriyle kavga etmede karga kuşlarını çoktan geçmiş durumdadırlar…
Yuvaları binaların çatılarında ve ağaçların tepesindedir.
***
Serçe kuşlarına gelince şehrin en hareketli en sessiz ve en efendi kuşcuklarıdırlar…Sadece şehir içinde değil zaman zaman kırlara doğru uzanıp seri uçuşlarıyla tekrar yiyeceklerini gündüz vakti toplayıp yuvalarına dönerler…
***
Kara martılarına gelince, kara martısı diyorum çünkü son yıllarda denizden karaya yiyecek olarak adeta göçen ve gündüzleri daha çok karada kalan martıların yegane yiyecek arama yerleri ise daha çok şehir çöplükleri, sebze-meyve Hal’leri, yol kenarlarına dökülen moloz ve kaçak atıklar ile market önlerindeki çöp konteynerleri olmakta.
Martı, güvercin, serçe, karga, kumru, sığırcık, ebabil, ev kırlangıcı ve kerkenez, artık şehir hayatından medet ummakta, yaşamlarını insanlarla birlikte şehir hayatını paylaşmakta…
- Yabani Güvercin (Kaya Güvercini): Şehir merkezlerinde ve
- Martıların şehirlere gelmesi, genellikle kıyı bölgelerinde yiyecek bulmanın zorlaşması nedeniyle besin kaynaklarına (çöplükler, parklar) daha kolay ulaşma çabasıdır. Bu durum, uyum sağlama yeteneklerinin yüksek olduğunu gösterir, ancak aynı zamanda doğal yaşam alanlarının bozulduğuna ve insan-vahşi yaşam etkileşiminin arttığına işaret eder
Balkona kumru yuva yapması, geleneksel inanışlara göre eve bereket, huzur, şans ve yeni başlangıçlar getireceğine işaret eden hayırlı bir durum olarak kabul edilir. Barışın sembolü olan bu kuşların yuva yapması aile bağlarının güçleneceğine ve hane halkına uğur getireceğine yorulur. Bu durum, sakin ve korunaklı bir yuva arayışının bir sonucu olarak da görülmektedir.
Geçen gün bizim Güzeller mahallesindeki evin merdiven altında bırakılmış zeytinyağı tenekesine yuva yaptıklarını görünce hiç sesimizi çıkarmadık…
Hatta yuva yanından geçerken parmak uçlarımıza basarak yanlarından geçtik. Bir çift kumru kuşu yumurtaya yattılar. Yavru dünyaya getirdiler. Ve sonra sessizce uçup gittiler yavrularını büyütünce…
Eskiden yabanda gördüğümüz pek çok kuş türünü artık şehir içlerinde, parkların ve ev bahçelerinin ağaçlarında, çimlerinde yiyecek ararken görüyoruz.
Onlar şehrin kuşları olmuş ve bizlerle aynı ortamı paylaşmaktadırlar…
Gaziler Dağı’nın yanında soluklanırken, dağın semalarında bir kerkeneze gözüm takılıyor… Gökyüzünde öylece asılmış ve tek noktada duruyor…
Belli ki o da nasibini aramaya çıkmış…
Seviyorum ben yabanı da şehirlisini de kuşların…
Onlar bizim kanatlı şehirdaşlarımız artık…
Onlarla birlikte yol alıyoruz zamanın içinde…
İyi ki varlar!
12.07.2026-GEBZE

