
Mart ayında taslağı yayımlanan “AB Sanayi Hızlandırıcı Yasası” üzerinde görüşmeler devam ederken, AB’nin iki öncü ülkesi Fransa ve Almanya’nın liderleri otomotiv sektöründe 2035 içten yanmalı motorlardan çıkış hedefini yumuşatma (2035’e kadar 2021’e göre %90 emisyon azaltımı) ve “Made in Europe” kapsamı konularında uzlaşıya vardı. Şimdiye kadar Almanya otomotivde kamu alımları ve kamu teşviklerinde “Made in Europe” kapsamının geniş tutulmasını savunuyor, Fransa ise AB ülkeleri ile sınırlı tutulmasını istiyordu. Anlaşmayı Macron otomotiv endüstrisini başarıyla dönüştürmek ve iklim hedeflerini korumak ile ilişkilendirirken, Merz ise Almanya, Fransa ve Avrupa’da motorcular ve istihdam için iyi bir gün olarak nitelendirdi.
Bu uzlaşı ile Almanya, 2035’te otomotiv sektöründe emisyonları %100 azaltma hedefini yumuşatmanın karşılığında Fransa’nın pozisyonuna yaklaşmış oldu. Uzlaşı Türkiye’de üretilen araçları dışlaması sebebiyle Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.
Kocaeli Sanayi Odası (KSO) ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: “Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Federal Almanya Başbakanı Merz’in otomotiv sektöründe “Made in Europe” kapsamı konusunda vardıkları uzlaşı Türkiye’yi dışlaması sebebiyle son derecede düşündürücü ve bizim açımızdan kabul edilemez. Bu uzlaşıya göre otomotiv için kamu ihaleleri ve kamu teşvikleri AB’nin 27 üyesi, Birleşik Krallık ve Avrupa Ekonomik Alanı ülkeleri ile sınırlı olacak. Araç komponentlerinin, batarya hariç, %70 oranında AB ve kapsama dahil edilen ülkelerde üretilmesi şartı getiriliyor. Kapsama dahil olmanın karşılığında Birleşik Krallık’ın AB’nin gümrük tarifeleri, ticaret korunma önlemleri ve yabancı sübvansiyon tarama uygulamalarına da uyum sağlama koşulunu yerine getirmesi gerekiyor.
Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının %73’ü AB’ye gidiyor. AB pazarında “Made in Europe” engeli ile karşılaşmamız AB ile ticaretimize ve ihracatımıza büyük zarar verecek. Süreç henüz tamamlanmadı. Taslağın yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin onayı gerekiyor. Ancak iki lider ülkenin bu uzlaşısı süreç üzerinde önemli etkiye sahip.
“Made in Europe”dan Türkiye’nin Dışlanması Gümrük Birliği ile Bağdaşmaz
Başkan Zeytinoğlu, gümrük birliği ilişkisinin içeriğini ele aldı ve “Made in Europe” kapsamına Türkiye’de üretilen araçların alınmamasının gümrük birliğine aykırı olduğunu belirtti ve şunları söyledi: “1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararı ile yürürlüğe giren gümrük birliği, Türkiye ile AB arasında sanayi mallarında serbest dolaşımı getirirken, Türkiye’nin AB dış ticaret politikası ve önlemlerine uyumunu öngörüyor. Gümrük birliği kamu alımlarını kapsamıyor. AB’nin kamu alımlarına dahil olabilmek için Türkiye’nin de kamu ihalelerini AB’ye açması ve AB ile ikili anlaşma yapması gerekiyor ki bu konuda ilk adım atıldı. Ancak Fransa ve Almanya’nın Birleşik Krallık’ı “Made in Europe” kapsamına dahil ederken getirdikleri tarife ve ticari korunma önlemlerine uyum şartı zaten gümrük birliği çerçevesinin de bir parçası. Türkiye’nin AB dış ticaret önlemlerine ve ortak gümrük tarifesine uyum sağlaması gerekiyor. Son dönemde gümrük birliğindeki bu uyum özellikle AB’nin STA sayısının giderek artması ve 80 ülkeye ulaşması ile bozulmuştu.
Gümrük birliğinde olan bir ülkenin kapsam dışında ele alınması kabul edilemez. Gerekirse Avrupa Adalet Divanı ve Dünya Ticaret Örgütü tahkim mekanizması gibi yollara gidilerek gümrük birliği ile kazandığımız haklar korunmalı ve dışlanmaya izin verilmemelidir. Türkiye, AB üyesi olmadan gümrük birliğine giren ve uygulayan tek büyük ekonomidir. Türkiye dışında sadece San Marino ve Andorra gümrük birliği ortağıdır. Ülkemiz bugüne kadar özellikle Kıbrıs meselesine ilişkin olarak karşısına çıkarılan engellere rağmen, gümrük birliğine bağlı kalmış ve 350 milyar avroya yakın ticaret açığı vermiştir. Buna rağmen AB’nin yegâne gümrük birliği partnerine böyle bir dışlamada bulunması hiçbir şekilde iyi niyetle bağdaşmaz. Taslağın yasalaşmasını beklemeden, Türkiye kamu alımları piyasasında mütekabiliyeti yerine getirmeli ve AB’nin dış ticaret politikası ve ticari korunma önlemlerine ilişkin olarak eksiklik ve uyumsuzlukları gidermeli, iyileştirme ve reform adımlarını AB tarafına ileterek adil muamele talebinde bulunmalıdır.”
