
Dün Urfa'da ve Türkiye'de bir çok yerde öğretmen ve öğrencilere yapılan şiddeti kınamak okullarda güvenliği arttırmak amacıyla eş zamanlı olarak basın açıklamaları yapıldı. Gebze'de de Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu olmak üzere, Eğitim-Bir Sen, Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim Gücü-Sen ve Eğitim ve Bilim İş Görenleri-Sen olmak üzere 6 kuruluşun organizasyonunda siyah elbise giyen eğitimciler Gebze'de de yürüyüş yaptı akabinde Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü'nün önünde bir basın açıklaması yapıldı. Saat 13:00'de yüzlerce öğretmen ve eğitimcinin katılımı ile gerçekleşen ortak basın açıklaması şöyle:
ÖLÜYORUZ BİZ
Üzerine ölüm düştü okullarımızın. Çıkmaz bir sokak, anlamaz bir akıl, kördüğüm bir dert, umursamaz bir Bakan, seyirci insanlık ve ölümüne bir meslek sevdası düştü. Her gün ama her gün ölüyoruz da onca haber kanalında, onca sosyal medya paylaşımlarında haber değeri taşımayacak kadar değersiz bir son düştü. Bir cani okulumuza girmiş, tüm hınç ve öfkesiyle önüne gelene ateş açmış, on öğrencimizi, dört öğretmenimizi, bir polisimizi ve bir sivil vatandaşımızı yaralamış. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın naraları atan devletimiz de ilçe mili eğitim müdürüyle ilçe emniyet amirini açığa almış. Bizden de herhalde şunu dememizi bekliyorlar:
BAKAN SAĞ OLSUN!
Görmediniz mi vicdansızlar; koridorda bir öğretmenimiz vurulup yere düşüyor! Görmüyor musunuz okulda be okulda öğrencilerimiz panik içerisinde sağa sola kaçışıyor! Görmüyor musunuz öğretmenleriniz yaşlılıktan, trafik kazasından ya da amansız bir hastalıktan değil; -ama öğrenci ama veli- okulu basan caniler tarafından vurularak, bıçaklanarak öldürülüyorlar! Sizde nasıl bir merhamet, sizde nasıl bir vicdan var! “Öğretmene sallanan o parmağı kırarım. Öğretmene saldıran o kolu keser atarım! “ cümlesini bile kuramadığınız öğretmenler size ne yaptı? Sizi uzaylılar mı yetiştirdi?
Eserinizi kanlar içerisinde görebilirsiniz. Çünkü siz; eti senin kemiği benim teslimiyetiyle öğretmenine çocuğunu teslim eden velileri; CİMER katibi, öğretmenlerin idari amiri yaptınız. Öğretmenini hem ana hem baba olarak gören ve sonsuz bir minnet ile öğretmeninin elini öpen çocuklarımızı öğretmen katili yaptınız. “Öğretmen yatıyor, öğretmen üç ay tatil yapıyor, öğretmen çok maaş alıyor.” Cümlelerini bir koro halinde tüm Türkiye’ye söylettiniz. Sizler de bu koronun şefliğini canı gönülden yaptınız. Sizlere binlerce defa yazıklar olsun!
Son yıllarda televizyon dizileri, dijital platformlar ve sinema filmlerinde şiddetin, mafya kültürünün ve hukuksuzluğun adeta özendirilmesi; toplumun temel değerlerini zedeleyen tehlikeli bir süreci beraberinde getirmektedir. Özellikle gençlerimizin karakter gelişimini olumsuz etkileyen bu yapımlar, suçun ve zorbalığın normalleştirilmesine neden olmakta, saygı ve sorumluluk bilincini aşındırmaktadır. Rol model arayışındaki gençlerimizin, emek ve ahlak yerine güç ve korku üzerinden kurgulanan sahte kahramanlara yönlendirilmesi oyun oynama hastalığı kabul edilemez bir toplumsal tehdittir.
Bugün gelinen noktada gençler arasında artan hoyratlık, saldırganlık ve otoriteye karşı saygısızlık; medyada sürekli işlenen şiddet içerikleriyle doğrudan ilişkilidir. Mafya vari karakterlerin kahramanlaştırıldığı yapımlar, hukukun üstünlüğünü gölgelemekte ve suçun cazip gösterilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu sorumsuz yayın anlayışı, yalnızca aile yapısını değil, eğitim ortamlarını da derinden sarsmaktadır.
Ne yazık ki bu olumsuz tablo, okullarda güvenlik zaafiyetlerini de beraberinde getirmiştir. Eğitim kurumları; öğretmenlerin ve öğrencilerin kendilerini güvende hissetmeleri gereken kutsal mekânlardır. Ancak gerekli önlemlerin alınmaması, şiddet olaylarının artmasına ve eğitim ortamlarının tehdit altına girmesine neden olmaktadır. Bu durum, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın huzur içinde eğitim alma hakkını açıkça ihlal etmektedir.
Buradan yetkililere açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz:
• Şiddeti ve mafya kültürünü özendiren yayınlara karşı daha sıkı denetimler uygulanmalıdır.
• Medya kuruluşları toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.
• Okullarda etkin ve kalıcı güvenlik önlemleri derhal hayata geçirilmelidir.
• Öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin can güvenliği devletin öncelikli sorumluluğu olarak ele alınmalıdır.
Unutulmamalıdır ki eğitimde güvenliğin olmadığı bir toplumda ne huzurdan ne de sağlıklı bir gelecekten söz edilebilir. Gençlerimizi şiddetin değil bilimin, ahlakın ve erdemin rehberliğinde yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.!

